29/3/2008 ·

ŞİİRİ ÖZLÜYORUM'UN 25. SAYISI yakında çıkıyor!

Yorum (0)

11/3/2008 ·

ŞİİRİ ÖZLÜYORUM'UN 24. SAYISI

İ Ç İ N D E K İ L E R

SAYI: 24

 

Mustafa Durak- Şiirde Yaratıcılık/ S.3-9

Fergun Özelli- Kısa Şiirler’den/ S.9

Martin Heidegger- Şiir/ S.10-12

Halim Şafak- Yarın Geceye Bir Yerinden Girdim

Kimseye Haber Vermedim/ S.13

Betül Tarıman- Büyük Yalan/ S.14

Çiğdem Sezer- Beydağı’nı Geçti Atım/ S.14

Ayşe Nalan- Bağcı Ağdı/ S.15

Bu Da Vardı- Yılmaz Arslan/ S.15

Zeki Karaaslan- Tartı-Yorum: 26 / S. 16

Eren Aysan- Var’a Gazel** Yok’a Gazel/ S.17

Necati Albayrak- İpin Ucu* Öteki* Kökler / S.18

Seneca- Gereksindiğimiz Her Şey Var Burada/ S. 19

Abdurrahman Şenel- Belki Yakın Çağ Geçti/ S19

Eylül Radi- K’ara Mizah/ S.19

 

Dosya:

2007’de Şiirimiz/ S.20-34

Halim Şafak- Mustafa Fırat- Günay Güner

 

Erkan Kara- Defter-İm/ S.32

Sabahattin Yalkın- Yüzümü Arıyorum Yüzümde/ S.34

 

Şiire Söz Verdik - S.35-36

Erkan Kara* Hakan Cem* Okan Alay* Halide Yıldırım*

Hülya Deniz Ünal* İlhan Kemal* Betül Tarıman*

Fergun Özelli* Mustafa Albayrak* Zeki Karaaslan*

Hüseyin Çiftçi * Eren Aysan*

 

Hasan Efe- Metin Altıok’ta Biçimden Söyleme

Ya da Dıştan İçe Örülen İmgeler/ S.37-40

Mustafa Ergin Kılıç- Beyaz Bulmaca/ S.40

Mehmet Sadık Kırımlı- Öpücük Damlası ve Hakan Cem/ S.41

E.M.Cioran- Şairin Asalağı/ S.42

Fuat Çiftçi- Karacaoğlan Kırığı/ Arka Kapak İçi

Hüseyin Çiftçi/ İçlemeler/ Arka Kapak

Yorum (0)

27/1/2008 ·

ŞİİRİ ÖZLÜYORUM- 24 YAKINDA ÇIKIYOR

Yorum (0)

4/7/2007 ·

ŞİİRİ ÖZLÜYORUM'DAN ÖNEMLİ ÇAĞRI:

ŞİİRİ ÖZLÜYORUM’A ABONE OLUNUZ

ABONELİĞİNİZİ YENİLEYİNİZ

 

Yıllık Abone Bedeli: 25 YTL

Fuat Çiftçi adına 1402053

numaralı posta çeki hesabı.

Ya da, İŞBANKASI 5421(Avanos)

0140719 nolu hes.

 

NOT: Elmek adresimize, abone ve tel. bilgilerinin verilmesi  işlemleri hızlandıracaktır.

 0542 407 2802

“Hergün ama hergün vahşi denizin diplerine dalıp, zımpara gibi keskin mercan kayalıklardan sizler için şahane mücevherler çıkarıp, ayaklarınıza serdim, dönüp bakmadınız bile...”

Tagore

 

Yorum (0)

2/7/2007 ·

HÜSEYİN ÇİFTÇİ İLE SÖYLEŞİ *

Söyleşen: Yunus Çağlar[1]

 

HÜSEYİN ÇİFTÇİ İLE EĞRİLİKLER[2] KİTABI ÜZERİNE SÖYLEŞTİK:

 

Eğrilikler nasıl oluştu? Bu kitaptaki şiirleriniz çok farklı. Bu değişimi açımlar mıydınız?

 

Eğrilikler 5 senenin ürünü. Her sözcüğün hesabını teker teker verdim. Bağrımı her türlü rüzgara dik tuttum. Kolaycılığa kaçmadan, ussal sürekliliği arkama alarak oluşturdum kitabımı. Tek şiir görünümünde olsa da, Eğrilikler’in her dizesi ayrı bir ağaçtır. Şiirlere başlık koymadım; bunu bilerek yaptım. Kuralların ve aklın dışına çıkmayı yeğledim. Bu da erdemdir değil mi?  Sözlere komut vermek değildir şiir, biraz da çapraşıklıktır.  İşte bunu denedim. 43 yıldır yazıyorum. Eğriliklerin örtüsünü kaldırmak, haksızlıklara direnebilmek için Anadolu’nun bir çok kasabasında, zor şartlar altında öğretmenlik yaptım. Yaşamı şiirle doldurdum ama bir baktım ki 62 yaşımda doğmuş Eğrilikler. Bu kitap her türlü hesaplaşmanın ürünüdür. Şiir bir eğrilikler mi? Yazarken evet ama okurken farklı bir şey. İnsan, teknoloji, doğa değişirken şiirde de kırılmalar olur. Gelenekseli moderne evirdiğimi söyleyebilirim. Şiirde ilerlemenin yolu değişim değil de nedir?

 

Dilin sinirlerine indiğiniz gözlemleniyor kitabınızda. Söz ekonomisine de önem veriyorsunuz. “görmek,/ çatışmaktır” dizelerinden bu açıkça anlaşılıyor. Bu konuyu biraz açalım isterdim…

 

Sevgili Yunus, şair diliyle, imgeleriyle yaratır şiir evrenini. Özün üzerindeki kabuğu itelemek  diyelim mi, kitabım için öngördüğün “söz ekonomisi” açılımın için. Şiiri seyrelterek yazmayı yeğliyorum. Çok söz daraltıyor beni, şiirde müzikaliteyi de sevmiyorum. Sese önem vermek yeterli benim için. Öğrenilerek, çalışılarak oluşturulmuştur Eğrilikler. Bilgece söz tuzağına düşmeksizin, ne haiku yazıyorum ne de aforizma, dilsel, duygusal ve düşünsel çatalları bir arada kullandığımı söyleyebilirim. Uzun tümcelerin bunaltısını yaşamadan, şiiri düzyazıya sokmadan, yazıyorum. Şiirlerim kapalıdır, anlam kabuğu dizelerime zıt gider. Şiirin kapısı zor açılsın isterim. Dizelerim de yanıt olsun soruna: “ şimdi’yi/ bozmalı…”

 

Dergilerde fazla gözükmüyorsunuz. Eğrilikler büyük bir sürpriz oldu aslında. Dergileri takip ediyor musunuz, günümüz şiiri hakkındaki izlenimleriniz nelerdir?

 

Her yerde olsanız ne olacak ki? Şair kendine görüneceği yeri belirlemeli. Okur anlağını bir o dergiye bir bu dergiye sürüklemek gereksiz. O okuru bulabiliyor muyuz bu da ayrı bir soru. Dergileri takip etmez miyim? 25-30 yıldır evime Varlık dergisi baş tacıdır. Hürriyet Gösteri, Bireylikler, Mühür, Şiiri Özlüyorum, Edebiyat ve Eleştiri, Kitap-lık, Dize, Akatalpa dergileri hiç kaçırmadan okuduğum dergiler. Adını sayamayacağım kadar çok dergi takip ettiğimi, günceli iyi bildiğimi vurgulamak isterim. Günümüz şiirinde o çok usta bildiklerimizin çoğunun şiirlerini genişleterek dağa çevirdiğini görüyorum örneğin. Benim umudum gençlerde sevgili Yunus. Onlarca isim sayarım ama, her şairin arkasına sığındığı dar bir yanıta ben de göğüs gereyim ve ad saymayayım. O kadar çok genç şair kitaplarıyla karşılaştım ki son dönemde. İlkin nitelik kaygısına kapıldım, bunca şiir kitabın ışığında ama, genç şairler günümüz şiirinin okyanusu konumundadır diyebilirim rahatlıkla… İlhan Berk’ti en gencimiz değil mi? Art arda yayımladıkları manifestolarda, söyleşilerde, poetik yazılarında genç Türk şiiri karşısında yüreğim umutla kabarıyor. Günümüz şiiri de öyle çıkmazda falan değil. Şiir kitaplarının az satması, dolaşımda pek olmaması çıkmaz sokak oluştursa da, hem şiir leblebi değil ki her yerde satılsın, tadına bakılsın, modern bir şiirimiz var insanı önceleyen. Kim ne derse desin şiir ağacımızın dalları, yaprakları diri ve engin. Bir söyleşiyi aşan derin laflar etmek istemem. Bu konudaki görüşlerimiz açık zaten. Eğrilikler benim için de sürpriz oldu sevgili Yunus. “ terkedilmişliğin/ kemiğinde kol/ açar sabır” dizelerim bu sürprizin gerekçesi aslında. Bu yaşıma kadar 10 kitap da yayımlayabilirdim. Ama Eğrilikler yine de o on kitaba ağır basardı. Niteliği önceliyorum, rasgele kitap yayımlamak işime gelmiyor. Her yazdığını şiir diye oraya buraya saçanlardan değilim en azından.

 

“sözcük, tuz, zaman, özgürlük, ölüm, sanat, yarın, toprak, hayat, ışık, yasa…” gibi çok farklı izleklerle oluşturmuşsunuz kitabınızı. İzlekler birliğini sevmiyorsunuz. Aynı izlekler üzerine bir çok kitapla karşılaşıyoruz. Bu konuda neler söylersiniz. Yeni çalışmalarınız var mı?

 

Belli bir izlek etrafına çökelmiş bir yapıyı sevmediğim doğru. Yaşamın içinde ne varsa o benim için izlektir. Her rengin ayrı ayrı tonundan çok farklı renk üretebilirsiniz. İç içe izlekler yeni bir izleğin muştusunu verebilir. Kullanıla kullanıla çürütülmüş kimi izlekler işime gelmiyor. Örneğin, ev, balkon, abla, anne, izlekleri o kadar çok kullanıldı ki, bilemiyorum biri de çıkar da bu izlekleri, hiç kullanılmamış ayrı bir bağlama sürükler belki. Kullandığım izlekler, kelimenin öz anlamını aşarak farklı yollarda bedenselleşiyor. Hem benim izlek sorunum hiç yok. Neyin bukağılaştırıldığını, leş haline sokulduğunu okumalarımda açıkça görüyorum. 2008 yılının ortalarına doğru Eğrilikler’e kardeş gelebilir. Bu konuda aceleci değilim. “öyle bir şey bul ki/ özensin tabiat” dizelerimle bu mini söyleşiyi noktalayalım isterim. Şiir biraz da eğrilikler mi ne?



[1] Tekirdağ Anadolu Öğretmen Lisesi TDE öğretmeni

[2]  Eğrilikler, Hüseyin Çiftçi, 2006, 48 sayfa, kendi yayını

* MÜHÜR DERGİSİNDE YER ALMIŞTIR

Yorum (0)

« Önceki :: Sonraki »